Moda’daki onlarca cafe konseptinin ve çeşitli alternatiflerin içinde, farklılaşan bir cafe’yi tanıtmak istiyorum sizlere: Lotta 23 Coffee; sıcak ve soğuk kahve seçenekleri, günlük, ev yapımı kek ve pastalarıyla Moda Caddesi’nden denize doğru yürürken, soluklanmak isteyenler için çok özel bir adres… Lotta 23 Coffee tatlı, serin, sakin ve de sürprizli bir molaya kapı açıyor.

Yazı: Bikem Öğünç
Fotoğraflar: Banu Şahin

 

İstanbul’da insanın ruhunu okşayan semtlerden biri, Moda… Yıllarca Barış Manço ile anıldı, Adalar’dan ve Modalardan diye Nükhet Duru’nun sesinde çınladı. Anadolu yakasının entelektüel kesimi; oyuncusu, ressamı, müzisyeni, yazarı, her birinin buluşma noktası burası. Nostaljik tramvayı, keyifli sahili ile Anadolu yakalıların nefes aldıkları bir bölge. Kadıköy Çarşı, Bahariye ve Barlar sokağından aşağı inen mekânlar, Moda Caddesi’ne renk ve çeşitlilik getiriyor. Bir kısmı meyhane, bir kısmı pub olan bu mekânlar, alternatif bir eğlence biçimi sunarken, sakin vakit geçirmek isteyenler de kaliteli ve özel mekânlar bulabiliyor. Yine de bu mekanların konsept ve menü bakımından birbirilerinden çok farklı olmadığını düşünürüm hep. Ve eğer bir fikir, bir ilki işaret ediyorsa önem taşıyor benim için. Moda’daki onlarca cafe konseptinin ve alternatifinin içinden ayrılan bir cafe’yi tanıtmak istiyorum bu nedenle sizlere: Lotta 23 Coffee… Bolca kahve seçeneği var ve evet tasarımı çok özel. Ama yine de çok çok farklı! Oldukça sürprizli bir yanı var ki bence Lotta 23 Coffee’yi çok özel kılıyor.

IMG-20160601-WA0011-620x349

Mekân sahipleri Başak Tarkın Hasekin ve Uğur Hasekin, çok tatlı bir çift. Başak Tarkın’ı zaten uzun yıllardır tanıyorum ve onun gibi, yapmak istediği işin peşini bırakmayan ve hayalini A’dan Z’ye kendi elleriyle şekillendiren kadınlara, oldum olası bayılmışımdır. Başak Tarkın da o kadınlardan. Lotta 23 Coffee’yi hayata geçirmeden önce Nişantaşı’nda moda tasarımı üzerine çalışıyordu. Uğur Hasekin’in de yine Nişantaşı’nda bir dövme stüdyosu vardı. Başak Tarkın aslında hizmet sektörüne girmek istiyordu ama biraz cesaret etmesi gerekiyordu ve nereden başlayacağını da tam olarak bilmiyordu. Derken, moda sektörünü bıraktı ve Mutfak Sanatları Akademisi’nde (MSA) aşçılık eğitimi aldı. Sonuç olarak bugün Lotta 23 Coffee’deler…

Tatlı, serin ve beyaz…
Lotta‘nın bir anlamı yok. Başak Tarkın, fonetik olarak çok hoşlarına gittiğini, “latte, tattoo” derken Lotta’nın çıktığını, 23’ün ise evlilik tarihleri olduğunu söylüyor. Moda Caddesi’nde denize doğru yürürken solda kalıyor Lotta 23 Coffee. Tasarımını çok sevdim. Beyaz renk hâkim, dışarıya minder ve sandalyeler koymuşlar, saksılardan mor çiçekler sarkıyor ve beyaza nasıl da yakışıyor… Çok büyük bir yer değil Lotta 23 Coffee. 33 kişi kapasiteli bir mekân. Küçük olmasına rağmen ferahlık ve stilindeki elegans dokunuşlar zaten tasarımın Başak Tarkın’dan çıkma olduğunu gösteriyor. Rahat bir oturma düzeni kurgulanmış olan mekânda büyük mermer masa ayrı bir şıklık oluşturuyor.

DSC_7707-620x929Beyaz rengi tercih etmesine gelirsek, hazır olun sürprizi açıklıyorum: Lotta 23 Coffee aynı zamanda bir dövme stüdyosu. Yani mekânın gizlediğim tam ismi, Lotta 23 Tattoo & Coffee. Başak Tarkın’ın cafe hayaline Uğur Hasekin’in dövme stüdyosunu entegre etmişler, olmuş size tattoo & coffee. “Farklılık bu mu yani”, diyorsanız bekleyin, daha bitmedi. Dövme stüdyosu mekân içinde cam bir bölmeyle ayrılıyor. Böylece sizLotta 23 Coffee’de kahve içerken, başka bir müşteri dövme yaptırabiliyor. Ve dövme yaptıran kişinin itirazı olmadığı sürrece siz de süreci izleyebiliyorsunuz. Hatta ilginç sohbetler ve etkileşimler de söz konusu… Dövme yaptıranlar verdikleri molalarda cafe’deki misafirlerle tanışıp arkadaş olabiliyorlar örneğin.
Uğur Hasekin randevuyla çalışıyor ve hazır, daha önce yapılmış olan dövmeleri yapmıyor. Siz ona bir anahtar kelime veriyorsunuz, aşağı yukarı nasıl bir şey istediğinizi anlatıyorsunuz veya “benim şöyle bir hikâyem var” diyorsunuz, o da size bir dövme tasarlıyor. İşte bu nedenle Lotta’ya “ben geldim, hadi bana dövme yapın” diye gidemiyorsunuz. Öncesinde randevu almanız gerekiyor. Başa dönecek olursak mekânda beyazın tercih ediliyor olmasının sebebi de dövme yapılan bir yer olmasıyla ilişkili… Temiz ve hijyenik olduklarını göstermeyi amaçlamışlar.

Değişen günlük lezzetler
Lotta 23 Coffee sabahları saat 10.30’da açılıyor, akşam saat 22.00’a kadar hizmet veriyor. Bir tek Pazar akşamları saat 20.00’da kapanıyor ve Pazartesi günleri tüm gün kapalılar. Mekânda kahvaltı servisi yok… Yalnızca, yaklaşık bir ay sonra hafta sonlarına özel, soğuk kahvaltı tabağı sunmayı planlıyorlar. Lotta 23 Coffee’nin menüsünde kek, pasta gibi seçenekler mevcut ve hepsini Başak Tarkın, kendisi günlük olarak yapıyor. Kek ve pastaları her gün evinde yapıp buraya getiriyor. “Biraz ruh halime göre yapıyorum. Biraz da artık insanların neyi çok sevdiğini, benden ne istediklerini anlamaya başladım. Bazı şeyler direkt menüde var. Böğürtlenli mozaik kek ve kakaolu kek bugünün seçenekleri örneğin… Ama buranın favorisi portakallı ballı kek ve ıspanaklı pasta… Bunların dışında yemek çıkarmıyoruz, bir mutfağımız da yok zaten. Aynı zamanda tattoo stüdyo olduğumuz için üretimi mutfağa taşımak gibi bir niyetimiz yok” diye anlatıyor Başak. Her şeyi yapmak gibi bir niyetleri de olmadığından sade, özenli ve lezzetli tatlar sunuyorlar konuklarına.

IMG-20160602-WA0011

Kahve, kahve ve kahve…
Lotta 23 Coffee bir kahve cenneti. Hem de Başak Tarkın’ın özel tarifleriyle belki de başka bir yerde içemeyeceğiniz seçenekler sunuluyor. Soğuk kahve konusunda oldukça iddialılar. Üstelik benim gibi kahveyi sütlü sevmeyenler için, soğuk kahvede sütsüz seçeneklerin bolca olması, çok sevindirici… Ben iki çeşit kahve denedim. Biri Double Espresso With Tonic Water. Double espresso olmasına aldanmayın; içimi o kadar hafif ki! Tonic, espresso’nun sertliğini almış. Buz gibi ve şu sıcak günlerde serinlememize yardımcı olacak özel bir içecek olmuş. Bir iced americano olarak düşünebilirsiniz.

 

Mekânın favori kahvesi olan Peanut Espresso ise tadı ve sunumuyla aklımı başımdan aldı. Şöyle ki double espresso’ya fındık şurubu katılıyor. Sunulan bardağın etrafında ise fındık ezmesi var. Fındık ezmesi yiyerek kahve yudumluyorsunuz. Tekila modelinin kahvelisi diyebilirim. Aynı şekilde bir de Nutellalısı var. Yine yaz için keyif verecek tatlar olan smoothie’ler, dondurmalı soğuk kahveler de Lotta 23’ün menüsündeki diğer serin tatlar. Ve elbette Oreo yine sahnede! Oreo çılgınlığı her yerde! Lotta 23 Coffee’de de var. Onun yanı sıra Tiramisuyu da içecek olarak, soğuk kahve tadında servis ediyorlar. En önemli özellikleri, her şeyi taze taze ve müşterinin gözü önünde hazırlıyor oluşları. Önceden hazırlanmış hiçbir şey yok.

IMG-20160602-WA0007

Farklı fikirler, eğlenceli konseptler
Lotta 23 Tattooo & Coffeegeçtiğimiz Şubat ayında açıldı. Özel bir açılış yapmadı. Kış dönemine denk gelmesi nedeniyle biraz beklemeyi tercih ettiklerini söylüyor Başak Tarkın ve aklında birkaç fikir olduğunu belirtiyor. Bunlardan ilki 2-3 gün sürecek olan bir “garaj sale” etkinliği. İyi durumdaki ayakkabı ve giysilerinizi satabileceğiniz ve aynı zamanda leziz bir kahve içebileceğiniz bu etkinliği, zamanı geldiğinde yine buradan duyuracağım. Öte yandan, Lotta 23 Tattoo & Coffee’deki etkinliklerden, yeniliklerden ve birbirinden özel dövme tasarımlarından haberdar olmak istiyorsanız Lotta 23 Tattoo & Coffee’nin instagram hesabı olan lotta23coffee’yi mutlaka takibe alın.
Sakin, ne sattığı ve menüsü belli yerleri çok seviyorum, Lotta 23 Coffee artık Moda’ya gittiğimde tercih edeceğim özel bir durak benim için. Hatta, bu kadar geciktiğim için, kendime kızdığımı itiraf etmeliyim.

Bu yazı daha önce Gastro-not’da yayınlanmıştır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.