İnsanın “kimse dokunmasın, iki satır keyif yapayım” dediği bazı anları ve böyle anlarda kendini bırakabildiği mekanları vardır. Yada arkadaşlarla oturup iki laf edeceğin, ama sohbetin arasında, biraz deniz kokusu, ayağının altında biraz toz toprak olsun istediği bir dinlenme sığınağı… İşte benim de yıllardır böyle bir mekanım vardı.

Untitled

“Karaköy Kahvesi” Kendimizi rahat hissettiğimiz, kocaman kalabalık masalar kurabildiğimiz, tek başınayken kitabımı alıp denizin kenarında güneşi batırdığım, kışın sobasında pişen kestaneleri yediğim, saatlerce otursak da mekan sahibinin ters ters bakmadığı, garsonlarının “bir bitmedi çayı” dercesine tavırları olmayan hatta ara sıra muhabbete katılan çalışanlarıyla evimiz gibi gördüğümüz bir yerdi.

 

Sonra çok sevimsiz şeyler oldu.

 

Perşembe Pazarkarakoey_yikim_4ı, sahilinde yer alan Karaköy Kahvesi, diğer restoran ve salaş mekanlarla birlikte Avrupa yakasındaki sahil şeridinde kullanıma açık sayılı alanlardan bir tanesiydi. Alana girişteki balıkçı tezgahları, balık ekmek satıcılarının arabaları, çay bahçeleri ve restoranlar ruhsatsız olduğu gerekçesiyle bir sabah apar topar yıkıldı.

 

 

 

Özellikle Avrupa Yakası’nda çok az erişebildiğimiz sahil şeridi, bu alanın da yıkılmasıyla yok denecek kadar az bir bölgede sıkıştı. Kentlilerin gelir düzeyleri ne olursa olsun gidip oturabileceği son mekan da böylece tahrip edilmiş ve kentlinin elinden alınmış oldu.

Bu yıkımlar sadece kullanıcılar için değil oradaki esnaf için de çok büyük bir kayıp oldu. Küçük esnafın var olmasına hiçbir koşulda izin vermeyen yeni düzenlemeler alan girişinde yeri olan balıkçılardan, bu bölgede satış yapan balık ekmekçilere ve restoran çalışanlarına kadar birçok insanı da mağdur etti.

İstanbul’da yaşayan yurttaşlar ve kentliler olarak her yeni günde denizle bağımızın biraz daha kopartılmasına, vapurların bile hava almaz kutulara dönmesine maruz kalıyoruz. Her gün kendimizi ifade edecek yeni bir söylem düşünmek zorunda kalıyoruz. Dün#vapurumugeriver olan bu söyleme önümüzdeki günlerde#sahilimigeriver ekleniyor.

Henüz Balık Pazarı’nın yıkımıyla ilgili kesin bir açıklama yapılmamış olsa da, tecrübeyle sabit ki bu ülkede yıkılan şeyin yerine daha iyi ve katılımcı bir önerinin geldiğini pek az görüyoruz…

Yıkım haberini aldığımda güneyde tatildeydim. Sanki İstanbul’da olsaydım yıkamazlardı gibi, uzağında olduğum bir olaya karşı suçluluk duygusuna kapıldım.

Neyse ki ben dönene kadar bizimmekan sahipleri ve çalışanları tası tarağı toplayıp Balat Sahilinde yeni yerlerine geçmişler bile. İşlerim dolayısı ile şu sıralar pek fazla uğrayamasam da mekanımızın hala bir yerlerde olduğunu bilmek güzel…

11232220_452494244941861_9020156268815217445_n

Deniz görmeyen, toprağa dokunmayan ve ağacı olmayan bir Karaköy Kahvesi düşünülemeyeceği için yeni yeri eskisini aratmayacak şekilde konumlandırılıp dekore edilmiş. Kırmızı mavi kareli masa örtüleri, minderleri, gaz lambaları ve nar şekerlikleri ile olduğu gibi yeni yerinde de aynı atmosferde hizmet vermeye devam ediyor.

Velhasıl, her zaman insana dokunan, ruhunuza iyi gelen mekanlar bulamayabilirsiniz… Dokunabildiğimiz, nefes aldığımız her yeri yıkan sistem bir gün burayı da dümdüz etmeden, gidin… Denize bakın, toprağa basın, gaz lambasında çayınızı kahvenizi için, dostlarınızla kocaman masalar kurun, tadını çıkarın derim…