Ülke olarak yaşadığımız olumsuz birtakım olaylar, lokomotif sektörleri ve ekonomiyi olumsuz yönde etkiliyor ya hani, turizm de bu lokomotif sektörlerden biri ya… Ben turizmdeki son durumun yaşanılan olumsuz olaylardan daha çok, uzun vadeli bir birikimin sonucu olduğunu düşünüyorum. “Her şey dahil” sistemlerdeki ucuz ve kalitesiz hizmetle başlayan bir sürecin zamanla bize yansıması bu, fikrimce. Benimki naçizane, kendi deneyimlerim sonucu yaptığım bir tespit. Bundan 20 yıl önce turizm bölgelerindeki çarşı ve pazarlarda İstanbul trafiğinde beklediğimiz gibi insan trafiğini beklerdik. Bugün mekânlar sinek avlıyorsa sebeplerini iyi analiz etmek gerekir.

Bir proje nedeniyle kıyı şeridimizin kalabalık ve turistlerce tercih edilen bölgelerinden birine sıklıkla seyahat ediyorum ve belediyenin misafiri olarak her şey dahil konseptle hizmet veren bir resort otelde konaklıyorum. İşte bu konaklama deneyimlerimde “her şey dahil” diye satılan tatillere, aslında nelerin dahil olmadığını anlatmak istiyorum size.

1-Kalifiye eleman: Otele giriş yaptığımız gün, ilk olarak rezervasyon ile ilgili sıkıntı yaşadık. Efendim, “Onlara öyle bilgi verilmemiş, önce sormaları gerekiyormuş ama onlara böyle söylenmemiş!” “Kim söyledi, kim kime ne dedi, sen kimsin, kim bunlar?” hisleri içinde bekledim. İnisiyatif alabilme yeteneği sıfır! Neyse, öyle ya da böyle rezervasyon sorunumuz çözüldü. Ertesi gün bölgede yer alan antik kente gideceğimiz için “ön bürodaki” görevli genç arkadaşıma müzelerin kaça kadar açık olduğunu sordum. Malum turizm bölgesi, hava çok sıcak, belki farklı bir saat uygulaması vardır, diye. Ve yanıt geldi: “Bilmiyorum.” Şaka yapıyor olmalı diye düşündüm ve bunu yüksek sesle düşündüm. “Ben buralı değilim ki!” dedi. Ön büroda çalışıyorlar bu arkadaşlar ve bırakın müzenin saatlerini, otelin önünden hangi minibüslerin geçtiğinden ve kentin hangi bölgelerine ulaşım sağlanabileceğinden bihaberler. Merak da etmiyorlar, işin kötüsü. Ama her yıl milyonlarca turist ağırlayan bir ülkede, gözde turizm bölgelerinden birinde “ön büroda” görevliler.

2-Hijyen: Her şey dahil otellerin en temel sorunu, hijyen… Tuvaletlerden genel alanlara kadar bir özensizlik ve umursamazlık söz konusu. Odalara kâh giriliyor kâh girilmiyor, tuvaletlerden pas akıyor, yüzlerce kişinin art arda kullandığı tuvaletlerde kâğıt yok, sabun yok vs. Neyse, bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum.

3-Sakinlik: Her şey dahil bir otelde tatil yapmaya niyetlendiyseniz, sakin bir tatilin hayaline de veda etmelisiniz. Çünkü bu otellerin müşterilerine “eğlence” adı altında sundukları gürültü, bütün gün kafanızın ve odanızın içinde çınlıyor. Otelin neresine kaçarsanız kaçın, animatörler “bitti” demeden o çınlama bitmiyor. Havuz başındaki dans etkinliklerine değinmeden, konudan çıkıyorum.

4-Lezzet: En çok ilgilendiğim kısım bu. Metreler boyu açık büfe kuruluyor. Sabah, öğle, akşam; ye babam ye, şişene kadar ye, çatlayana kadar ye! Tabi lezzetli bir yemek bulabilirsen… Her şey dahil sistem tam anlamıyla bir göz boyama. Yoğurtlu makarna, domatesli makarna, mantı, tortellini, ızgara tavuk, haşlama tavuk, aaa yine mi makarna?! Sabah kahvaltısında kuru kayısılı taze kaşar, cevizli taze kaşar, kekikli taze kaşar… Keşke sadece 5 çeşit koysalar da iyisini, kalitelisini, lezzetlisini koysalar, diyorum ve büfeden ayrılıyorum.

5-Saygı: Türkiye’ye tatile gelen turist kadınların en sık yaşadığı ve bence ülkemizi yerin dibine sokan durumlardan biri. Basitçe anlatıyorum: Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olarak, yer işaretleme uygulamalarından birini kullanıyorum ve otelde check-in yaptım. Kısa bir süre sonra otelin animatörlerinden biri beni bu uygulamadan arkadaş olarak eklemek istedi, kabul etmedim. Ardından başka bir sosyal medya uygulamasından takibe başladı ve bu da yetmedi, bir de mesaj yolladı: “Tatil nasıl gidiyor? ;)” Arkadaşa güzel bir dille yaptığının ayıp olduğunu söyledim. Kötü bir niyeti yokmuş. Ben de, demek ki misafir memnuniyeti odaklı bir çalışma kapsamında, oteldeki “tüm misafirlere” tatillerinin nasıl gittiğini soran nazik bir çalışan, dedim ve konuyu kapattım(!)

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az, durumu.

herseydahil2

6-Kaliteli müşteri: Kaliteli müşteri dediğim için affınıza sığınıyorum ama turizmciler bilir bunun anlamını. Ülkeye döviz bırakan, gerçek zenginlikleri keşfetmeye meraklı, müzeleri gezen, etnik kültür unsurlarıyla ilgilenen, alışveriş yapan turistlerden söz ediyorum, kaliteli müşteri derken. İşte “her şey dahil” sisteme, bu turistler de dahil değil, ne yazık ki.

Şu an her şey dahil oteller her ne kadar turizm sezonu için olumsuz bir tablo çizmeyip “Bizim otellerimizde yüzde 95 doluluk var” deseler de, biraz niceliğe değil niteliğe bakmalarını tavsiye ediyorum.

Çünkü her şey dahil sisteme nitelik de dahil değil.

Bikem Öğünç

Bu yazı daha önce Gastro-not’da yayınlanmıştır.