“Baştanbaşa Balkanlar” turumun beni en çok heyecanlandıran durağıydı Bosna Hersek Saraybosna…

“Hani kol kırılır, yen içinde kalır” derler ya, tam olarak öyle… Acı da, savaş da, barış da, umut da her şey olduğu gibi içinde kalmış Bosna Hersek’in. Kolu bacağı kopmuş, ciğeri sökülmüş, gözünü oymuşlar ama kalbi hala sapa sağlam duran bir ülke… Öyle ki, dev bir travmanın ardından kalan insanlar yeniden hayata tutunabilmişler, rengârenk boyamışlar evlerini. Yıkılan binalarını, köprülerini en baştan inşaa etmişler, her şeye rağmen gizlememişler kurşun deliklerini… Bosna’ya girdiğim an gözyaşlarımı tutamadım ve biliyordum yazıya böyle duygusal bir giriş yapacağımı. Çünkü ben, tüm bu cümleleri o sokaklarda ve caddelerde yürürken kurmuştum içimden…

Yakın tarihte Avrupa’nın en büyük katliamlarından birini yaşayan Saraybosna günümüzde biraz daha toparlanmış durumda. Kültür ve tarihi zenginliği ile özellikle katliam sonrası bütün dünyadan ziyaretçilerini ağırlıyor. Türkler başta olmak üzere her milletten insanı görmek mümkün… Zira ben Bosna’ya turist olarak gitmeyip nerdeyse iki günde yerlisi gibi geri döndüm…

Tarihi çeşitlilik

Saraybosna’da birbirinden tamamen farklı üç mimari bölge var. Bir tarafı sosyalist dönemden izler taşıyor. İlerleyince Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun mimarisi ve en sonunda Baščaršija (Başçarşiya diye okunuyor) ya da Türkçe’siyle Başçarşı’da Osmanlı mimarisi çıkıyor karşınıza, ki çok iyi korunmuş. Binalar çok fazla restore edilmediği için, yaşanmışlıkları görmezden gelmek mümkün değil.  Kimi yerlerde kendinizi Türkiye’de bir kasabada hissederken, kimi yerlerde de bir an için kendinizi Batı Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinden herhangi birinde hissedebiliyorsunuz. Kafanızı biraz kaldırıp şehri çevreleyen yemyeşil tepelere bakınca da, dik çatılı şirin evleriyle kendinizi Alpler’deki herhangi bir İsviçre kasabasında sanmanız da olası.

SAM_1108
Bu görmüş olduğunuz iki fotoğraf, bir caddenin iki ayrı tarafını oluşturuyor..

SAM_1117

Her ne kadar ilk yerleşim kalıntıları tarih öncesi döneme kadar uzansa da, Saraybosna’nın kuruluşu Osmanlılar’ın 1463’te bu bölgeyi fethetmesi ile başlıyor. Sonrasında Türkler’in Avrupa’da kurduğu en büyük şehir haline geliyor, ki bugün de bu durum hala geçerli. 1878 yılına kadar Osmanlılar’a bağlı kalan şehir, o yıl imzalanan Berlin Anlaşması’yla Avusturya-Macaristan yönetimine bırakılmış. Sonrasında, 1918’de Yugoslavya Krallığı’na bağlanmış. 1992’de de bir referandumla Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan etmiş. 1492’de İspanya’dan kovulan Yahudilerin birçoğunun buraya yerleşmesiyle Avrupa’nın tarihinde görmediği bir hoşgörü ve eşit yaşam şehri ortaya çıkmış. Türkler, Boşnaklar, Sırplar, Hırvatlar ve Yahudiler bir arada yaşamaya başlamış.

Bu sebeple Saraybosna bir fotoğraf karesinin içinde camilerin, Ortodoks ve Katolik kiliselerinin ve sinagogların bulunabileceği ender şehirlerdendir.

Saraybosna’nın adı, Osmanlı Devleti tarafından alınmadan önce Vrhbosna olarak geçer. Osmanlı Devleti’nde Bosna-Saray denmesinin yanı sıra “Saray Ovası” olarak da adalandırılırmış.. Bu yüzden günümüzde pek çok dilde bu ifadenin kısa hali olarak Sarajevo adı kullanılmaktadır. Kendi halkı da şehirlerine Sarajevo derler ki vadiye dik bakan tepeden görülen ova manzarasından esinlenerek Saray-Ova denilmek istendiği anlaşılıyor.

IMG_20160501_202009Turumunuz ilk durağı Belgrad’ın ardından ertesi gün çıktık yola. Balkanlar’ın en güzel şehirlerinden olan Saraybosna’ya vardığımız anda tarihi ve kültürel yapılar karşıladı bizi. Aracımızdan Mijacka Nehri’nin kenarında indik. Nehir, şehri ortadan ikiye ayırıp tam ortasından geçse de tertemiz pırıl pırıl akıyordu. Her tarafı akarsularla dolu bu güzel ülkenin şehri, ilkbaharda en gösterişli günlerini yaşıyordu. Bu kadar nehri olan ülkede elbette birçok da köprü mevcut. Buradaki köprülerden biri de Latin Köprüsü. Mutlaka gezilip görülmesi gereken yerleri yazımızın ilerleyen kısımlarında özel olarak inceleyeceğiz.

 

Şehrin nüfusu Bosnalı Müslümanlardan, Sırp Yahudilerden ve Hırvat Ortodokslardan oluşuyor. Aynı caddeden geçerken hem çan seslerini hem ezan seslerini duymak mümkün. Kafeler, parklar genç yaşlı insanlarla dolu. Saraybosna’da gençler belki de dışarı çıkmanın, bir sniper tarafından öldürülmek olduğu o kötü günlere inat, her an sokaktalar. Özellikle hafta sonu oldukça hareketli bir gece hayatı olduğu söyleniyor. Kötü günleri geride bırakan kent artık bu zengin kültürlü, yemyeşil ülkelerinin daha iyi tanıtılmasını istiyor. Bizim gittiğimizde günlerden pazar olduğu için maalesef o hareketli gece hayatını yakalayamadık.

Giyimden, spora, ibadetinden, sanatına kimse kimseyi baskılamadan yaşıyor. Zaten tarihte de birçok dinin burada uyum içinde yaşamasından dolayı Avrupa’nın Kudüs’ü olarak bilinirmiş. Ülkenin para birimi Konvertıbl Mark (KM) ve Türk Lirasıyla aynı değerde, zaman olarak da bizden 1 saat gerideler. Atatürk bizim gözümüzde neyse Aliya İzzetbegoviç’te onlar için aynı. Halk tarafından çok sevilen ülkesi için çok çalışmış bir cumhurbaşkanıdır kendisi. Mutlaka Saraybosna’daki Aliya İzzetbegoviç Müzesini gezin…

Bizim kuşağın ilkokul, ortaokul ve lise yıllarına denk gelen, dünya savaş tarihinin en uzun süren katliamına ve kuşatmasına maruz kalan ülke de hayat devam ediyor olsa da kafanızı çevirdiğinizde göreceğiniz bir mezar taşında, delik deşik binalarda gözlerinizin dolması kaçınılmaz olabiliyor. Katliamın izleri o kadar yakın ve o kadar dolaysız bırakılmış ki her an empati içerisinde bakıyorsunuz etrafa. Bu kadar farklı dinden ve milletten insanın şu an bir arada mutlu mesut yaşıyor olması kafa karıştırıyor. Genç yaşlı çoluk çocuk demeden katledilen insanların acılarını hissetmemek mümkün değil. Kurşun izleriyle dolu binalara baktığınızda içiniz acıyor, durup sorgulamadan edemiyorsunuz…

SAM_1161

Saraybosna, birçok açıdan Türkiye’ye benzer. Türk kahvesi, börek, tarih, mimari, sosyal yapı gibi yönlerden Türkiye’ye yakınlığı tartışılmaz. Katolik Başpsikoposluğu, Ortodoks Patrikliği ve Müslüman Cemaati Başkanlığının bulunduğu Saraybosna, aynı zamanda tıp, ticaret, müzik ve kültür kurumlarının merkezi. Şehir, tarihsel yapıtları bakımından zengin. Bosna-Hersek Müzesi’nde zengin arkeoloji ve etnoğrafya koleksiyonları var. Kaleleri ve camileriyle ünlü olan şehrin bu tarihsel yapıları, Bosna-Hersek’in diğer yerleşim birimlerinde de olduğu gibi katliam sırasında bilhassa tahrip edilmiş ve büyük zarar görmüşler.

Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler

Latin Köprüsü

Belki de dünyanın en ünlü köprülerinden biri olan Latin Köprüsü, Miljacka Nehri üzerindeki taş köprüdür. Yıllardır değişik isimlerle anılsa da bugün şehirde Hristiyanların daha yoğun yaşadığı Latinluk veya Frenkaluk olarak anılan güney bölgesini kuzeydeki eski şehir merkezine bağladığı için “Latin Köprüsü” adı kullanılır. 1.Dünya Savaşını başlatan Sırp Gavrilo Princip’in Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand ve eşini öldürdüğü köprü.

Başçarşı

Saraybosna’yı gezmeye Başçarşı ile başlıyoruz. Saraybosna merkezinde bulunan tarihi ve kültür merkezi olarak 15. yüzyılda inşa edilen bu çarşı 19. yüzyılda geçirdiği yangın nedeniyle inşa edildiği boyutun yarısı kadar kalmış. Tarih içerisinde çeşitli saldırılara maruz kalsa da günümüze kadar gelmiş. Gazi Hüsrev Bey Cami ve Saat Kulesi, Başçarşı’da görülebilecek önemli yapılardandır.

IMG_20160418_081407

 Gazi Hüsrev Bey Cami

Saraybosna’da en önemli Osmanlı eserlerinden biri 1531 yılında Gazi Hüsrev Bey tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan camidir. Başçarşı’da yer alan cami Bosna Sancak Beyi de olan Gazi Hüsrev Bey adı ile biliniyor. Bosna katliamı sırasında hasar alan cami daha sonra 1996 yılında aslına uygun olarak restore edilmiş. 26 metre yüksekliğindeki kubbesi camiyi özellikle iç kısımdan daha görkemli hale getiriyor. Cami minaresi ise 47 metre yüksekliğinde. Kubbe ve diğer kısımlarda yer alan işleme, süsleme ve halı gibi detaylar görülmeye değer.

15

Saat Kulesi

Saat Kulesi Başçarşı’da yer alan bir diğer önemli yapıdır. Gazi Hüsrev Bey Vakfı tarafından 17.yy’da yaptırılan kule ilerleyen yıllarda çıkan yangın sonucu büyük hasar almış, daha sonra 1762 yılında restore edilmiş. Saraybosna gezilecek yerler listemizdeki en yüksek ve en güzel yapılardan biri. 17. yüzyılda inşa edilen saat kulesi aynı dönemdeki yangın sonucunda zarar görmüş ve 18. yüzyılda yenilenmiştir. Avusturya – Macaristan işgalinden sonra kulenin tepesi eklenmiş ve sonrasında saat tamamen değiştirilmiş.

 SAM_1043Sebil

Saraybosna gezilecek yerler listemizdeki simge yapılardan biridir. Başçarşı’nın hemen girişinde yer alan ve şehrin en önemli simgelerinden olan çeşmedir. 1753 yılında Mehmet Paşa tarafından yaptırılan tahta kubbeli çeşme önünde bir fotoğraf çektirmeden şehirden ayrılmayın.

Kurşunlu Medrese

16. Yüzyılda inşa edilmiş medrese, Osmanlı döneminde okul olarak kullanılmış. İç kısmında bir avlusu, geçiş yolu ve küçük bir havuz bulunuyor. Girişten sonra ise öğrenciler için dershane kısmı mevcut. Gazi Hüsrev Bey Medresesi’nde en çok dikkat çeken iç kısmında yer alan işlemeler oluyor. Ayrıca medresenin kurulduğu dönemde aynı ismi taşıyan ve 50.000 ciltlik kapasiteye sahip olan bir kütüphanesi var.

Umut Tüneli

Tarihi önemi açısından Saraybosna’da gezilecek yerler listemizdeki en önemli yerlerden biri daha. Burası Saraybosna’da çekilen acıların görülebileceği bir tünel. 1000 kadar kişinin yaklaşık 1000 gün boyunca yaşadığı hayat mücadelesinde kaçıp sığındığı yer olan Umut Tüneli 20. yüzyılda yaşanan dramlardan birini yansıtıyor. 1993 yılında oluşturulmaya başlanan tünel son olarak 800 metre uzunluğunda, 1,5 metre yüksekliğinde ve 1 metre genişliğinde olarak oluşturulmuş. Mücadele döneminde bu tünelden gıda, mühimmat transferi yapılmış ve Umut Tüneli zamanla hayatta kalmanın sembolü haline gelmiş.

Ferhadiyecaddesi

1878’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun eline geçen kent, bu tarihten sonra Batı etkisine giriyor. Osmanlı mimarisinin mütevazı, alçak ahşap binaları, yerini yavaş yavaş ‘barok’ mimarinin süslü bezemelerle çevrili, çok katlı, taş binalarına bırakmaya başlamış. Şehrin en işlek caddesi olan Ferhadiye Caddesi bu değişimin en belirgin görüldüğü yer. Saraybosna mimarisine ve kültürüne katılan son imza ise Sosyalist Yugoslavya’nın Barok mimarinin bitimiyle başlayan Sovyet etkisindeki yüksek, ‘kibrit kutusu’ görünümlü binalarıyla Saraybosna tam anlamıyla rengârenk bir şehir olmuş. Bu çok çeşitliliğin en büyük etkisi de özellikle yemek kültüründe ortaya çıkıyor.

IMG_20160417_163543

Saraybosna, günün her saati rahatlıkla yürüyebileceğiniz güvenli caddelere sahip bir şehir. Bu caddelerin başında ünlü kafe ve mağazalarıyla Ferhadiye geliyor. Sönmeyen Ateş anıtından Başçarşı’ya uzanan Ferhadiye, Katolik Srca Isusova Katedrali, Aliya İzzetbegoviç’in de adını taşıyan Özgürlük Parkı (Trg oslobođenja – Alija Izetbegović) ve Ferhadiye Camii (Ferhadija Džamija)’ni bünyesinde barındırıyor. Özgürlük Parkı’nın hemen yanı başında ise Sırp Ortodoks kilisesine bağlı Rocenja Presvete Bogorodice Katedrali bulunuyor.

Sönmeyen Ateş Anıtı

“Sönmeyen Ateş” anıtı II. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin anısına inşa edildi. Anıtta yanan ateş, Bosna Savaşı ve yaşanan bazı trafik kazaları dışında hiç sönmemiş. Anıt üzerinde Yugoslavya bayrağı renklerinde kısaca şu ifadelere yer veriliyor: “Cesareti ve birlikte dökülen kanlarıyla, Bosnalı, Hersekli, Hırvat, Karadağlı ve Sırp tugaylardan oluşan Yugoslavya Ulusal Ordusu: Müslüman Sırp ve Hırvat kurbanları ile 6 Nisan 1945’te Bosna Hersek Cumhuriyeti’ni kurtardı. Bu zafer için canını feda edenlere, sonsuz şükran ve minnetle…”

11(1)

Srca Isusova Katedrali ve Saraybosna Çiçekleri

1884-1887 yılları arasında Avusturya-Macaristan döneminde inşa edilen Srca Isusova Katedrali, Saraybosna kuşatması sırasında her dinden Bosnalılara sığınak oldu. Şehri kuşatan Sırp güçlerinin hedeflerinden biri olan tarihi yapı, kuşatma sonrası restore edilmesine karşın savaşın izlerini taşımaya devam ediyor. Katedralin hemen önünde kırmızı boya ile doldurulan ve “Saraybosna Çiçekleri” olarak adlandırılan patlama izlerini şehrin birçok noktasında görmek mümkün. Ferhadiye’de bu katedralin önünde, tam da bu noktada 27 Mayıs 1992’deki Sırp saldırısında, ekmek kuyruğundaki 26 Saraybosnalı hayatını kaybetmişti.

12(7)

Saraybosna-Üniversitesi1-700x467Tarihi Binalar Ve Fakülteler

Saraybosna eğitim konusunda köklü ve zengin bir tarihe sahip. Nüfusun büyük bölümünün Yükseköğretim mezunu olması da bu durumu özetliyor. Yanı sıra farklı dönemlere ait tarihi binaların üniversiteler bünyesinde fakültelere dönüştürülmesi şehrin en güzel yanlarından biri. Milyatska kıyısında bulunan ve Avusturya-Macaristan dönemine ait bu yapı, bugün Güzel Sanatlar Akademisi (Akademija Likovnih Umjetnosti Sarajevo) olarak hizmet veriyor. Nehir üzerine inşa edilen ve akademiye ulaşımı sağlayan köprü, öğrenciler tarafından tasarlanmış.


Tramvay

1895 yılında Avrupa’daki ilk tramvay seferinin gerçekleştiği Saraybosna’da farklı renkte ve tarzda onlarca tramvay görmek mümkün. Şehirdeki toplu taşıma araçlarının büyük bölümü ise çeşitli devletlerin yerel yönetimlere hediyesi. Görülmesi gereken önemli mekânların birçoğu şehir merkezine yürüme mesafesinde yer alıyor.

Saraybosna’da Yeme İçme

Gelelim en güzel konulardan birine Saraybosna’da da Balkanlarda birçok yerde olduğu gibi Türk mutfağından birçok örnek bulmak mümkün. Ünlü Boşnak Böreği, köfte, dolma, sarma, şiş kebaplar, sac … Kısacası Saraybosna’da kendinizi Türkiye’de hissedebileceğiniz birçok yemek bulmak mümkün.

Saraybosna-Kahve

Özellikle merkezde bulunan Baş Çarşı’da birçok börekçi ve köfteci bulunuyor. Bunlar dışında yine çarşıda bulunan kafelerde Bosna Kahvesi içebilirsiniz. Kahvenin adının Bosna Kahvesi olduğuna bakmayın kahvenin Türk Kahvesi’nden farkı yok. Saraybosna’da çay aramamanızı öneririz. Çünkü genelde ya çay yok ya da poşet çay getiriliyor.

 

 

 

SAM_1209SAM_1205

Biz öğle yemeğimizi Başçarşı’da bulunan Oklagija’da yedik. Dev porsiyonlarda gelen Boşnak böreklerinin hepsinden denemek isterseniz siparişinizi verirken yarım yarım istemenizde fayda var… Başçarşı’ya gelip de nargile ve kahve içmeden olmazdı.  En bilinen mekanlardan olan Demask arka sokaklarda nargilecilerin çoğunun bir arada olduğu bir alanda yer alıyor. İstanbul’daki nargilelere göre biraz daha ağır olduğunu söyleyebilirim.

SAM_1103

 

Öğleden sonra bira keyfi yapmak isterseniz de Ferhadiye Caddesinde bulunan Murphys İrish Pub’da hem güzel müzikler dinleyip, hem arkadaşlarınızla sohbet edip hemde mekanın dekorasyonunu incelerken geçmişe yolculuk yapabilirsiniz… Bira tercihinizi de Sarajevsko isimli yöresel biradan yaparak farklı bir tad deneyimleyebilirsiniz…

 

 

 

Bosnia-CevapciciYöresel Yemekler

Cevapi (Köfte) Saraybosna’da en çok bulabileceğiniz yemek köfte. Üsküp , Mostar ve diğer Balkan şehirlerinde olduğu gibi Saraybosna’nın da en çok tercih edilen yemeği “Cevapi” olarak geçen köfte. Cevapi bildiğimiz Tekirdağ Köfte’nin bir benzeri. Metal tabakta yağlanmış pide arasında bol kepçe gelen porsiyonlar size keyifli bir yemek yaşatacaktır. Tabakta pide ve köfte haricinde küp küp doğranmış soğanlar, domates ve közlenmiş biber bulunuyor. Şehrin hemen hemen her köşesinde bulunan köftecilere ise “Cevabdznica” (köfteci) adı veriliyor. Köfte fiyatları her yerde hemen hemen aynı. 100 gr lık köfte 5-6 Bosna Markı , 200 gr lık köfte 7-8 Bosna Markı.

 

SAM_1035Burek (Börek) & Yogurt

Saraybosna ve Bosna Hersek’in bir diğer ünlü yemeği Boşnak Böreği. Türkiye’deki böreklerin çok benzeri olan börekler kıymalı (Bureek ), peynirli (Sirnitsa) , patatesli (krompirusa ) ve ıspanaklı (zelyenitsa ). Özellikle Baş Çarşı içinde bir çok börekçi bulmak mümkün. Bu arada Boşnak Böreklerinin kıymalısına ayrı isim peynirlisine ayri isim vb. veriliyor ama çarşıdaki hemen hemem tüm satıcılar az biraz Türkçe biliyor , o yüzden sorun. Böreklerin fiyatına gelirsek 1 porsiyon börek + 1kola 6-7 Bosna Markı. Saraybosna’da hemen hemen çoğu restoranda ve börekçide ayran bulmak mümkün. Yalnız bizdeki gibi ayran yerine yoğurt olarak adlandırmışlar. Kıvam olarak ise biraz daha yoğun ve biraz tuzsuz.

 

SAM_1219 SAM_1196

Dolma –Sarma

Bosna Hersek’teki tanıdık diğer yemekler biber dolması ve yaprak sarması. Bunlar dışında bizde çok yapılmayan soğan dolması Bosna’nın bir diğer ünlü yemeği. Özellikle eğer daha önceden yeme fırsatınız olmadıysa soğan dolmasını deneyebilirsiniz. Saraybosna’daki restoranlarda tüm bu dolmaların bir arada olduğu menüler de olabiliyor.

SAM_1204

 

Begova Corba (Bey Çorbası)

Begova Çorba Saraybosna’da bulabileceğiniz bir diğer yöresel yemek. Çorba genel olarak tavuk, havuç, bezelye ve pirinçten oluşuyor. İsteğe bağlı olarak çorba içine krema da koydurabilirsiniz.

 

 

 

 

Şehitler Diyarı Kovaçi ve Aliya İzzetbegoviç

Başçarşı Meydanı’na yürüme mesafesindeki Kovaçi Şehitliği, imkansızlıkların ortasında göğsünü vatanı için siper etmiş güzel insanların diyarı. Silah arkadaşlarının yanına gömülmeyi vasiyet eden Aliya İzzetbegoviç’in kabri de bu şehitlikte bulunuyor. İzzetbegoviç’in herhangi bir unvan (cumhurbaşkanı, komutan gibi) yazmayan mezar taşının en altında ise şu sözlere yer veriliyor; “Allah’a yemin olsun ki, köle olmayacağız (Velikim bogom se kunemo da robovi biti nečemo)”.

 

Bosna’nın ilk devlet başkanı ve Birleşmiş Milletler destekli Sırp katliamına karşı sistemli bir şekilde karşı koyarak Bosna’nın Bilge Lider’i olan Aliya İzzetbegoviç kimdir?

izzetbegoviç

Bosna Hersek’in kuzeybatısındaki Bosanski Şamats şehrinde 8 ağustos 1925’te dünyaya gelen ve babaannesi Üsküdarlı bir Türk olan Aliya İzzetbegoviç, II. Dünya Savaşı boyunca faşist ve çetnik ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi Müslümani (Genç Müslümanlar) isimli, kolej ve üniversite öğrencilerinden oluşan, Bosnalı Müslümanları İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan soykırımdan kurtarma amacını taşıyan teşkilatın kurucusu oldu.

Halkı için verdiği mücadele sırasında tutuklanan ve hapis hayatını zor koşullarda sürdüren İzzetbegoviç, 1988 yılının sonunda Yugoslavya hükümetinin “sözlü muhalefet sebebiyle cezalandırılanlara tanınan aftan” yararlanarak serbest kaldı. “Bilge Kral”, Bosnalı Müslümanların silahsız bir şekilde savaşla yüzleştikleri İkinci Dünya Savaşı’nda tecrübe edilen durumun tekrarını önlemek için 27 Mart 1990’da bugün de politik yaşamını sürdüren Demokratik Eylem Partisi’ni (SDA) kurdu.

Bosna’da 1992-1995 yılları arasında yaşanan kanlı savaş sırasında ise Boşnaklara liderlik yaptı. Bosna-Hersek halkı, Aliya İzzetbegoviç önderliğinde 21 Kasım 1995 tarihinde imzalanan Dayton Antlaşması ile bağımsız devleti devam ettirmeyi başardı. Halkına uluslararası arenada tanınan bir devlet ve bayrak bırakan Aliya İzzetbegoviç, dünya güçleri tarafından imzalanan bu anlaşma ile bir kez daha Bosna Hersek’in siyasi sınırlarını korudu.

Bosna Hersek’teki savaşı bitiren Dayton Anlaşması’nın mimarı Amerikalı diplomat Richard Holbrooke’un “Aliya İzzetbegoviç olmasaydı, Bosna Hersek de olmazdı” sözleri ile tüm dünya Aliya İzzetbegoviç’in önderliğine şahitlik etti. Bilge Kral, 19 Ekim 2003 tarihindeki vefatının ardından Saraybosna’da bulunan Kovaçi Şehit Mezarlığı’na defnedildi.

 

Saraybosna Panaromik Şehir Turu  videomuzu Youtube kanalımızdan’da izleyebilirsiniz…