image

Hani ruh dunyamizda yasadigimiz sikintilarin nedenlerini tespit etmek icin cocuklugumuza inilir, kalici etkiler birakabilecek anilar incelenir ya, iste ben de kadinligimizin bizim cografyadaki sikintilarini dusunurken, nacizane, insanlik tarihinde, hayal gucunun en canli oldugu cocukluk cagi varsaydigim mitolojik zamanlara, hikayelere bakmak istedim. Mitoloji deyince akla ilk Yunan ve Roma mitolojisi geliyor tabii, hadi biraz daha zorla Misir belki… Zaten birbiriyle etkilesimde olabilecek cografyalarin mitolojileri benzerlik – paralellik gosteriyor. Bati dunyasi insanligin bu cocukluk hallerinin kiymetini bilmis, tadini cikarmis, sanatinda edebiyatinda bol bol ilham almis, bilgeliklerinden faydalanmis. Bizde ise cocukluk ne kadar hakki verilerek yasaniyor, hayal gucu zirvalarina ne derece deger veriliyor tartisilir zaten de, kafir zamanlarin putperestligi, yani mitoloji, bizim cografyanin payina dusen semavi dinlerden sonra iyice hafizalardan kazinmaya calisilmis.

Ama ben bizim mitolojik analarimiz, tanricalarimizi anmak istiyorum bu kadinlar gununde. Sumer mitolojisindeki ask, bereket ve savas tanricasi Innanna’nin ( bir rivayete gore “ninni” sozcugunun Inanna anamizdan turemis olmasi da cok sevimli gelmistir bana hep) Akad mitolojisindeki karsiligi olan Istar anamiza bir bakalim. Venus gezegenini temsil eder. Kadinligin dogasindaki celiskileri temsilen yine hem ask ve bereketi, hem de savasi temsil eder. Hem doguran, hem kan akitandir. (Gunumuzde de zaman zaman kan kusturdugumuzu inkar edemeyiz.) Bati dilindeki yildiz (star) kelimesi, ve Mart’ta cemrelerin, doganin uyanisinin, bereketin kutlandigi Nevruz ya da Paskalya (Easter – hristiyanlikta konsepti degismistir) bayramlarinin Istar anamizla baglantili oldugu dusunulur. Kocasi Tammuz (Baal – Bel) babamizdir. Aslinda gunesi temsil eder, Temmuz ayinin ismi ondan gelir. Ama ayni zamanda “bitkilere yagmur yagdiran” yani “dolleyen” anlamina da gelerek Istar anamizin topraklarina bereket getirir. Tammuz, “damiz” diye de soylenmistir, yani damizlik anlaminda. Temmuz ayinda topragin altina girer, baharda tekrar dirilip goge yukselerek yagmur yagdirir, Istar anamizi doller, tarimla gecinen ahaliye bolluk bereket gelir. Ahali de bu ciftlesmeyi buyuk senliklerle kutlar, hatta adaklar vererek kan doker. Bu adaklar bir rivayete gore kucuk cocuklardir, Istar anamizin sembollerinden biri olan kirmizi gul, bu adaklarda ve savaslarda dokulen kani simgeler, fakat Tammuz babamizin sembollerinden biri olan boynuzlar (arkeolojik buluntulara bakarak, boga ya da koc oldugu varsayilir) bu torenlerde insan adaklarinin yerini hayvanlara biraktigini dusundurmektedir. Bu hikaye size bir yerden tanidik gelmis olabilir ama o Teolojinin alanidir, biz mitolojiden devam edelim, ya da “anatoloji”den. Anadolunun bagri yanik analari gibi, Istar da, tum dogurganligina bereketine ragmen, evlat acisini tatmis gozu yasli bir tanricadir yani. Hac isaretinin Tammuz’un T’sinden gelmis oldugu dusunulmektedir. Pentagram ise (bes koseli yildiz), Istar’in sembollerinden biridir. Fakat sonradan Havva anamizin seytana uymasi gibi, Istar hakkinda da karalamalar boygostermistir ve bu sembol ters cevrilerek (bafomet) seytana tapmanin (satanizm) sembolu oluvermistir. Ne de olsa Istar cinselligin simgesidir, sinsidir, kotudur. Bu arada, pentagram (Istar yildizi), Tammuz’un gunes cemberinin icinde yer almaktadir, bes kolu bes vakti isaret eder, bes vakitte hatirlanir, ibadet edilir. Tammuz hilal seklini aldiginda, Istar yanibasina denk gelmektedir. Seytana da uydursa, hayat kadinsiz varolmaz, olsa da yarim kalinir. Ay yildiz sembolunun cografyamizda bol bol kullanilmasini da bu ask ve tutkuya ve borcluyuz.

Istar anamizin sembollerinden bir digeri ise kalptir. Bildigimiz <3. Bu sembol Tammuz’un kaburga kemiginin ve Istar’in dolgun kalcalarinin birlesmesinden meydana gelmistir. Ahaliye ilham veren, topraklara bereket getiren bu sevismelerde haz ne kadar buyukse hasat da o kadar buyuk olur. Kaburganin ve kalcalarin birlesmesi ise bu yogun hazzi simgeler. Arkeolojik bulgularda, varolusla ozdeslestirilen bu kalp simgesindeki “kaburga” olayi da size bir yerden tanidik gelebilir, ama bu da teolojinin alanidir. Ayrica, teolojideki kaburgayi tamamlayan dolgun kalcalara ne oldugu bilinmemektedir. Ya iste boyle, hem doguran, hem yoguran, hem de kan aglayan cefakar tanricamizdir Istar.

Simdi gecelim denizin obur kiyisina. Bakalim ask ve guzellik tanricasina. Gezegeni yine Venus olan nami diger, isveli, cilveli, oynak Afrodit’e… Bir erkegin kabugasindan degil ama penisinden dogmus oldugu rivayet edilir. Kronos babasi Uranos ile atisirken cellallenip babasinin penisini keser, denize dusen penisten dogan kopuklerden de guzel tanrica Afrodit peyda olur. Bizim Istar topraga gul kirmizisi kanlar akitirken, Yunan adalari ve Kibris’i gezen Afrodit’in bastigi yerlerde yemyesil cimenler fiskirir. Baska bir rivayete gore de Zeus ve Okeanus’tan olmadir tanrica. Bu gayet makul bir gorustur, cunku, tanrilarin tanrisi, goklerin efendisi Zeus’un zamparaliklarina, oynadigi sehvetengiz oyunlara bakilirsa, tam da babasinin kizidir.

Batidaki semavi dinler de bizim cografyada dogdugu icin bizim mitolojimizden ve kulturumuzden oralara cok sey tasinmistir. Fakat batinin ahlaksizligi baki kalmistir. Bizim orf ve adetlerine boyun egmis namuslu Istar’in Tammuz babamiza olan sadakatinin aksine, Afrodit zavalli cirkin kocasi Haphaistos’u olumlu olumsuz onune gelen herkesle aldatmistir. Ama nedense arkeolojik bulgulara gore Tammuz babamizin boynuzlari vardir ama Hephaistos’un yoktur. Istar’imizin yildizini ters cevirip seytana alet etmislerdir, ama Afrodit memeleri sallaya sallaya her turlu asufteligi yaparken pesinde bir dolu destekcisi, Kharitler, Horalar, Hymenaioslar vardir. Ustelik bu edepsizler de guzelligin, zerafetin ve bereketin sembolu sayilirlar. Ustelik bu Hymenaioslar bizim oralarda ne canlara mal olmus kizlik zarinin (hymen) ve evliligin temsilcisidir. Ama gavur elinde bir nevi dugunlerin kamberi gibi gorulur. Calgili cengili alemlerle her daim Afrodit’in pesindedirler. Kimse de Adrodit’e ses cikaramaz, cunku kendini dunyanin en guzel ve cekici kadini gibi gosteren buyulu bir sudyen takar, akillari bastan alir.

Ama iste kadin olmak yine de zor. Cefa cekmek bir yerde alin yazisi. Bunca buyuye, ihtisama ragmen Afrodit de, kadin olmanin cezasini, savas tanrisi Ares’le yasak askinin meyveleri Phobos (korku) ve Deimos’u (dehset) dogurarak ceker. Dunyaya korku ve dehset doguracagima tas dogursaydim diye dovunurken Ares’ten ucuncu cocugu Harmonia (uyum) dunyaya gelir ve denge az cok kurulur. Gavur sansi iste. Hermes ile olan zinasindan ise kadin mi kiz mi, erkek mi belli olmayan Hermafrodit dogar, tek bedende iki cinsel organ ile… Fakat gavur elinde boyle seyler normal karsilanir. Bir de oglu Eros var ki, ele avuca sigmaz. Oynasin diye oglunun eline bir yayla ok tutusturmus bizim tanrica, ama oglunun elinin ayari yok, ucana kacana ok firlatip asktan mecnun ediyor herkesi. En sonunda kendisi de asik oluyor, guzelligi dillere destan Psyke’ye(ruh). Fakat tanrica gelininin bu olaganustu guzelligini kiskaniyor ve oglunu ondan ayirmak icin elinden geleni ardina koymuyor. Kizcagiz neler cekiyor neler. Ama sonunda saf iyilik ve ask kazaniyor, Eros’la sonsuza kadar mutlu yasiyorlar.

Bu ciplak ask, guzellik ve ureme tanricasina adak olarak guzel kokulu cicekler, tatli saraplar, balli kekler sunulur. Kutlamalar yilda iki keredir. Biri Attika takvimine gore yaz ayinin (Hekatombaion) 4. gunune yani Temmuz ya da Agustos aylarindan bir gune ve digeri de kuzey bahar ekinoksunun ilk dolunayina, yani Mart’ta Paskalya bayrami civarina denk gelmektedir. Yani Ortadogu mitolojisindeki gibi. Yunan ellerinde bu kutlamalar ta gunumuze kadar uzanmaktadir. Afrodit ve efsaneleri hala askin, kadinligin, ve cinselligin sembolu olarak bati kulturunde ilham kaynagi olmaktadir, ve saygi gormektedir. Ama bizim Istar anamiz, daha Gilgamis destaninda eril gucler tarafindan tarif edilirken yerin dibine sokulmustur. Destana gore Tammuz (Baal)’un olumunden bile Istar sorumludur. Hatta buyuk tufanin sebebi de odur. Gilgamis’a gonlunu kaptirip evlenme teklifi eder Istar. Gilgamis reddedince, onuru kirilan Istar tum mendeburlugunu gosterir ve buyuk tufana varan felaketler salar ortaliga. Gilgamis Istar’in askina lanetler okur;

“Istar’in onurlandirdiklarina aciyin, ayran gonullu tanrica gelip gecen asiklarina karsi cok acimasizdi. Zavalli bicareler, uzerlerine yigilan nimetlerin karsiligini aci oderlerdi. Hayvanlar bile askla cezalandirilip kivrakligini, gucunu kaybetti, ya insanoglunun kurdugu tuzaklara yakalandi, ya da evcilestirildi.” Bu bile onun sucudur, a dostlar. Der ki Gilgamis Istar anamiza: “Sen bir aslana asik oldun, gucun simgesi hasmetli aslana, sonra onu yerin yedi kat dibine gomdun. Sen gurur sahibi savas cengaverlerini, kuheylanlari sevdin, hepsi zindanlara, dizginlere, kirbaclara mahkum oldular (be kadin)!” Hepsi hepsi kadinin sucu!

Baska bir efsanede Istar yeralti dunyasina indiginde kapinin onundeki bekciye soyle seslenir:
“Eger bu kapiyi acmazsan, kirarim, kilidini un ufak ederim, mentesesini parcalarim, kapinin ardindaki oluleri dunyaya salarim, yasayanlari yerler, yeryuzunde diriden cok olu dolasir.” Zombilik bile onun sucudur a dostlar. Boyle acimasiz tarif edilir. Hiddetinden korunmak icin hep kontrol altinda tutulmalidir o yuzden. Cunku cok gucludur, muktedirdir.

Bizim cografyanin mitolojisinde bile kadinlik kotuyle esdegerdir, dizginlenmelidir. Bir yandan muhtac olduklari dogurganligimiz vesilesiyle bize saygi duyarlar, duymak zorunda hissederler, lutfederler, ama ote yandan da kudretimizden olesiye korkarlar, hep bastirmak isterler. Iste boyle bir yanda kadinligini, cinselligini doyasiya yasayan, adak torenlerinde tatli sarapla balla yikanan, memeligiyle akillari bastan alan, etrafi kadinligi kutlayan birbirinden guzel muzlerle sarili Afrodit betimlemeleri, diger yanda da eli kanli tasvir edilen Istar. Kalp ve kirmizi gul, gul ve diken, gul ve kan… Kadinlar gunumuz kutlu olsun.