Otobüs ile seyahat etmeyeli çok olmuş. En son ne zaman Otogardan otobüse bindim bilmiyorum… Daha otobüs hareket etmeden horlamaya başlayan amcanın gürültüsü ile başlayan yolculuğum, şoför uyumasın muavin sıkılmasın diye sabahın ilk ışıklarına değin edilen mırıltılı sohbete kulak misafirliği ile devam etti. Tavşan uykumdan uyanıp gözlerimi açar açmaz Eskişehir tabelası ile göz göze geldim. Şehre girdiğimizde gökyüzü lacivertten pembeye doğru değişmeye başlamıştı.

Otogara girer girmez o en sevdiğim duyguyu hissettim. Bu şehri hiç bilmiyor ve kimseyi tanımıyordum. Öğrenecek ve keşfedecek çok şey var demek oluyordu bu. Daha önce sadece bir kere iş için gelip bir gün kalıp dönmüştüm. Kalacağım otel yine aynıydı bu yüzden. Şehrin merkezinde bulunan Senna City Hotel. (Otel ile ilgili detaylar aşağıda) Otogardan çıkıp SSK Tramvay hattına binip çarşıya ulaştım. Caddeler bomboş ve dingindi. Korna seslerinin olmadığı bir şehir ne büyük huzurdu biz İstanbullular için. Durup durup ilerliyor, etrafı izliyor valizimi çekiştirmeye devam ediyordum. Valizimden çıkan takurtularla şehrin sessizliğini bozan, sanki İstanbul’u yanında getirmiş yürüyen bir gürültüydüm adeta… 🙂 Öğleden sonra ve özellikle akşam anladım ki bu sessiz sandığım şehir hiç de göründüğü gibi değildi…

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Odunpazarı

Odunpazarı Evleri’ne ulaşım şehrin her yanından çok kolay ve hızlı. Adalar bölgesinden yürüyerek –yürüme hızınıza bağlı- yaklaşık 30 dakika sonra varabiliyorsunuz.  Eğer toplu taşıma kullanarak ulaşmak isterseniz Otogar ve SSK arasında çalışan tramvaya binip yine Atatürk Lisesi durağında inip yukarıya doğru iki dakika yürüyerek tarihi Odunpazarı Evlerinin bulunduğu meydana geliyorsunuz. Burası şehrin en eski yerleşim bölgesi. Osmanlı mimarisi, motifleri ve özelliklerini taşıyan Odunpazarı Evleri, kıvrımlı yolları, çıkmaz sokakları, ahşap süslemeli bitişik düzenli, cumbalı evleri ile örf, adet ve geleneklerini koruyarak bir bütün olarak günümüze kadar gelmiş.  UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alarak pek çok bölgeden de yerli yabancı turist ağırlıyor.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


Atlıhan El Sanatları Çarşısı

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat,

Tarihi evlerin bulunduğu sokakları gezmeden önce Atlıhan’da soluğu aldım. İçinde bin bir çeşit hediyelik eşya ve ürün satan ama birbirine benzer bir sürü küçük dükkân var. Eskişehir’in en önemli simgelerinden biri olan Lüle Taşı ve cam işleme sanatına ait ürünleri burada fazlasıyla bulabilirsiniz.

1850’li yıllarda Takattin Bey tarafından çevredeki köy ve kasabalardan gelen pazarcıların, seyyahların ve köylülerin konaklamaları için yaptırılmış. İçinde çay ocağının da yer alması sebebiyle bölge halkının toplandığı bütün siyasi, sosyal ve ekonomik gündemin oluştuğu bir mekan halini almış. Zaman içinde çeşitli isimler alarak değişmiş ve önemini yitirerek bir süre sonra harabeye dönse de 2006 yılında orijinal mimarisi ve tarihi anlamı göz önünde bulundurularak yeniden inşa edilip hayata kazandırılmış.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Anadolu’nun en çok turist ağırlayan şehirlerinden biri olmasına rağmen hediyelik eşya fiyatları çok makul. El işçiliği ürünlerini bile fahiş fiyatlardan satmıyor oluşları şehrin ne kadar mütevazı oluşunun bir göstergesi aynı zamanda.

Çayımı da içtikten sonra tarih kokan sokaklara doğru yolculuğum başladı. Atlıhan’ın bir giriş bir de çıkış kapısı var. Meydan tarafından girdikten sonra arka kapısından çıktığınızda ara sokaklara doğru uzanıyorsunuz. Çıktığınız noktada sağ tarafta bir sürü cam işleme atölyelerini göreceksiniz. Dükkânlardan birine girdiğinizde mutlaka bir ustayı çalışırken görürsünüz. Camın eritilmesinden şekillenmesine kadar geçen süreci izlemek çok keyifliydi. Aynı zamanda yapılışını izlediğiniz ürünü de satın alabiliyorsunuz. Atlıhan’dan çıkıp sol tarafa doğru yürüdüğünüzde ise eski Odunpazarı evlerinin hala yerleşim alanı olan halkın yaşadığı sokaklara giriyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Odunpazarı evleri, sokakları ve insanları…

Odunpazarı’nda sokaklar sürprizlerle dolu. Evler adeta mutluluğun resmi gibi. Günün her saati güneş gören, bahçesi olan, bahçesinde çiçekler olan sağında yada solunda mutlaka çeşmesi, kuyusu olan bir evde kim mutlu olmaz ki. Pencerelerinde, koridorlarında hala güler yüzlü insanların yaşadığı evler beyaz, mavi, kırmızı, yeşil, sarı renklerde boyanmış bahçeli bakımlı içlerinden yemek kokuları geliyor. Bir bakıyorsunuz sütçü arabasını çekmiş mahallenin kadınlarına süt dağıtıyor. Az aşağıda kahveden gelen konuşmalara kulak misafiri oluyorsunuz. Buralarda hala çocuklar sokakta misket oynuyor. Ötedeki çarşının curcunasından, turist ve metropol insan karmaşasından iki adımla uzaklaşıp bambaşka bir huzurun, eski günlerin, mahalle yaşamının içinde buluyorsunuz kendinizi. Eskişehir ne eski ne yeni! Eski ile yeniyi bir arada yaşamasını bilen bir şehir sadece. Eski’den kopmadan, Yeni’yi yabancılamadan yaşıyor insanlar burada. Adı şahsına münhasır! Sokakların isimleri de öyle. Mücellit sokak, Türkmen Hoca sokak, şehrin en görkemli evlerinden Osmanlı Konağının yer aldığı Yeşil Efendi Sokak, Çürük Hoca sokak, Tiryaki Hasan Paşa sokak bu ilginç ve şehir tarihi hakkında bilgi veren sokak isimlerinden sadece birkaç tanesi…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kurşunlu Külliyesi, Kurşunlu Camii

Atlıhan’ın ana kapısından çıkıp meydandan karşı yola geçtiğinizde Kurşunlu Külliyesine doğru ilerliyorsunuz. Tabelaları takip etmeniz yeterli. Kurşunlu Külliyesi, 16. yüzyıl Osmanlı dönemine ait bir eser. Osmanlı Devleti vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından 1517 yılında yapılmış. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan vakıf kaydına göre, Büyük Kervansaray hariç, külliye içinde bulunan binaların tamamı vezir Çoban Mustafa Paşa tarafından 1517-1525 yılları arasında inşa ettirilmiş ve muhtemelen 1525 yılında tamamlanmış. Kurşunlu Külliyesi’nin mimarı muhtemelen, Mimar Sinan’dan önce mimarbaşı olan, Acem Ali olarak biliniyor. Külliye; cami, şadırvan, zâviye (medrese), talimhane, harem, imâret, Mevlevî şeyhlerine ait türbe ve iki kervansaraydan oluşmaktadır. Zamanında bölümlerin her biri bir amaç için kullanılmış, günümüzde ise bu bölümler turistik amaçlı kullanılıyor. Tabhane ve Mevlevihane’de el sanatları çarşısı oluşturulmuş, atölyeler çalışır ve ziyarete açık hale getirilmiş. Külliyenin en önemli bölümü olan camii günümüzde bölgenin en önemli dini ibadet merkezlerinden biri.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Hafız Ahmet Efendi Konağı ve 7. kuşak torunu Gülşen abla…

Öncelikle Gülşen abladan bahsetmek istiyorum. Kurşunlu Külliyesine gitmek üzere yürüdüğüm sağlı sollu kafe ve dükkânlar arasından geçerken yolu tarif etti sağ olsun. Teşekkür edip yanından ayrılacakken gözüm bahçedeki koltuklara, sehpalara, kilimlere ve tablolara takıldı. “Yorulursan dönüşte kahve içmeye beklerim” dedi güzel sesiyle. Sözleriyle değil bakışları ve sesiyle davet etmişti adeta. Koca külliyeyi gezdikten sonra günün kahvesini içmeden duramazdım zaten. Hem bahçe ilgimi çekmişti hem de mekân seçmek derdim de ortadan kalkmıştı böylelikle. Külliye gezimi tamamladıktan sonra ara sokaklarda kayboldum bir an. Sıra sıra sokaklar birbirine çok benziyordu. Gülşen ablanın konağını bir türlü bulamıyordum. Birkaç dükkâna “hani şu içinde eski koltuklar ve tablolar olan konak? Neredeydi biliyor musunuz?” diye sormaya başladım, bir esnaf “sanırım Gülşen ablanın konağını soruyorsun sen” diyerek tarif etti. Söz vermiştim, dönüşte kahvemi o konağın bahçesinde içecektim, niyetimde kahveye keyifli bir sohbet eklemek de vardı elbette. Gülşen abla yüzünde kocaman bir gülümsemeyle karşıladı beni. Bir iki saat önce yoldan geçen biri değilmişim de özlediği kırk yıllık ahbabı gibi hissettim kendimi. Kendisinin haricinde bir de eşi İsmail abi vardı, biz sohbete koyulunca kahveyi İsmail abi yaptı. Türk kahvesini duble içmeye Balkanlar seyahatimde alışmıştım. İsmail abi de sağ olsun yanında kuş lokumları ile duble getirdi kahvemi. Hemen ses kayıt cihazımın düğmesine bastım ve Gülşen abla anlatmaya başladı, “Burası benim dedelerimden kalan 300 yıllık evim. Konak da bu yüzden dedemin ismini aldı. Odunpazarı’nın gelişimi adına belediye ve halk ile birlikte çok büyük emek verildi. Ben de bu emeğe bir duruş sergilemek istedim. Mahallemizde 27 hane var. Bu hanelerin, biz de dâhil olmak üzere çoğu ticarethaneye dönüştü. Konakların gerçek sahipleri içinde yaşayanlar, dükkânlarını evlerini kiraya vererek buradan ayrıldı. Eski komşuluklarımız, mahalle hayatımız giderek azaldı. Bundan dolayı çok üzüntü duydum. Buradaki anıları ve tarihi yaşatabilmek adına kapılarımızı açmak zorunda kaldık. Bunu sadece içinde yaşayarak yapamazdım, ben de herkes gelsin görsün, bahçesinde kahvemizi içsin diye insanlara sunmayı uygun gördüm. Elbette ki bir kazanç kapısı oldu ama konağın ruhunu bozmamak için sadece kahve servis ediyoruz biz de. Yeni misafirlerimizle birlikte eski komşularımız da geliyor… Kahve fincanlarımızın etrafında uzun sohbetler ediyoruz. Yeni insanlarla tanışıyoruz, bu konağın hikâyelerini yeni nesillere aktarıyoruz. Burası aynı zamanda evimiz. Terk etmedim, kiraya veya işletmeye vermedim, düzenimi bozmadım, sadece bahçemde insanları ağırlıyorum. Gördüğünüz bütün bu koltuklar kilimler evimin yani konağın orijinal eşyalarıdır. Terk etmeyerek ve konağı ayakta tutabilmek adına bu güzelliği yaşamayı tercih ettim.” Gülşen abla anlatırken ben de kahvemin sonuna geldim. 63 yaşında ve konağın 7. kuşaktan tek mirasçısı.

Hafız Ahmet Efendi, Eskişehir’in ilk lüle taşı ustalarından. Konak 1717 yılında yaptırılmış, süsleme bakımından sadeliğin tercih edildiği bu tarihi konak, Beyler sokaktaki ilk evlerden biri. Bu konağın en önemli özelliği Gülşen ablanın da anlattığı üzere kuşaklar boyunca aynı aileye ait bireylerin bu evde yaşamış olması. Yapıldığı günden bu yana aynı ailenin bireylerinin meskûn bulunduğu yapıda bu yaşanmışlığın izlerini görebiliyor kendinizi sanki sizin de dedeleriniz burada yaşamış gibi evinizde hissedebiliyorsunuz. Aynı zamanda İmam olan Hafız Ahmet Efendi Kurşunlu Camisinde 22 yıl imamlık yapmış. Gülşen ablanın hem lüle taşı ustası hem de Kurşunlu Camiinin imamlığını yapmış, Mevlevi geleneğinin temsilcisi dedesi Hafız Ahmet Efendi, İran Şahı Rıza Şah Pehlevi`ye lüle taşından yapılmış bir asa hediye etmiş,  Kurtuluş Savaşı zamanında Eskişehir’e gelen önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e de İran Şahı’na vermiş olduğu bastonun aynısından yapmış. Bu asa bugün Anıtkabir Müzesi’nde sergileniyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Tuğralı Konak

Kurşunlu Külliyesini ve Hafız Ahmet Efendi Konağı’nı geride bırakarak dönüş yolunda ilerlerken içinden adeta tarif fışkıran bir konağa daha rast geldim. Birbirinden kıymetli tarihi eşyaların bulunduğu Tuğralı Konağın girişindeki bu dükkanın içinde kaybolmamak elde değil, eşyaları incelerken işletmeciler kıyafetleri 2,5 TL karşılığında giyip fotoğraf çekilebileceğimi söylediler. Onlarca el işi otantik, yöresel elbiselerin içinden kırmızı beyaz şeritli sade bir elbise seçtim. Elbisenin ve başıma takılan işlemeli kepin Kırım yöresine ait olduğunu öğrendim. Ne yalan söyleyeyim çıkıp sokaklarda o kıyafetle gezesim geldi. Ve tabiki bir sürü eğlenceli, keyifli anlarla dolu fotoğrafım oldu. Bir çok dükkanda olduğu gibi burada da bir el sanatçısı usta tezgahının başında çalışıyordu. Necdet Erduran ahşap oyma ve kaligrafi ustası. Bir süre de onun çalışmalarını izledikten sonra karşılıklı selam ve sevgi dileklerimiz ile dükkandan ayrıldım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Eskişehir’de yemek ve “Çiğ” değil,  “Çi Börek” efsanesi

Eskişehir’in yemek kültürü Osmanlı’dan ziyade Balkanların ve Kafkasların mutfağı ile zenginleşmiş, temelini hamur işleri ve köfte yemekleri oluşturuyor. Bunların başında da elbette meşhur çi börek geliyor. Burada ve buraya gelmeden önce kime sorduysam herkes aynı adresi söyledi çi börek için. “Kırım Tatar Kültürü ve Çi Börek Evi” Ukrayna’nın Kırım Özerk Bölgesinde bulunan Kırım Hanlığının başkenti Bahçesaray’da,  Kırım Hanlarının sarayı Hansaray’da yer alan ünlü Gözyaşı Çeşmesi’nin mermerden yapılmış birebir kopyasının da bulunduğu ve bu çeşmeden akan suyun çıkardığı huzur veren sese de kulak verebileceğiniz kültür mekânı. Kurşunlu Külliyesi’nin giriş kapısının olduğu sokakta bulunan 15 numaralı tarihi ev, belediye tarafından restore edilip Kırım Türklerinin kullanımına sunulması ile hem bir müze hem Eskişehir’deki en iyi çi böreğin yapıldığı mekân. Bir porsiyonunda beş adet börek var. Çok bulanlar yarım porsiyon üç adet sipariş de verebiliyor. Ben yarım porsiyonla doymayıp ikincisini sipariş etmek zorunda kaldım, bilginiz olsun. 🙂 Çi Börek dışında bilinen yemekleri arasında meşhur Balaban köftesi geliyor, ufak ufak kesilen pide parçalarının et suyu ile hazırlanıp üzerine yoğurt, sos ve tereyağının eklenmesinin ardından, son olarak ızgarada pişirilen balaban köftelerin eklenmesi ile hazırlanıyor. Onu da tarihi Balaban Köftecisinde yemenizi öneririm. Tatlı olarak da helva çeşitleri oldukça zengin. Met helvasını bulabileceğiniz en ünlü adres ise 1923 yılından bu yana helva üretim yapan Balkan Şekerleme ve Helvacısı, Köprübaşı ve Deliklitaş Mahallesi’nde olmak üzere iki şubesinde bulabilirsiniz.

Bir de bütün bunların dışında farklı bir damak tadı deneyimlemek isterseniz, Porsuk kenarındaki Ankara Pidecisi’ne gidip Sümer abi’yi bulun. Eğer akşam saati iskender için döneri kalmadıysa size harika bir Adana iskender hazırlayacaktır. Önce tam olarak nasıl bir şeyle karşılaşacağımı anlayamasam da bir yandan da merak etmiştim. Gelen tabakta kocam bir porsiyon Adana etinden hazırlanmış iskender görmüştüm. Lezzeti beni çok şaşırttı. Sosuna ekmeğimi bana bana yedim ve Sümer abiye beni ısrarla göndermediği için teşekkür ettim. Eskişehir’e gelip, Ankara Pidecisi isimli mekanda Adana iskender yemiş olmak zaten başlı başına bir olay oldu benim için. 🙂

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

 

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Cam Göbeği Cam Atölyesi

Odunpazarı’nda kendimi alamadığım yerlerden biri de cam atölyeleri oldu. Birbirinden güzel tasarım harikalarının bulunduğu bu atölyelerde çok ince bir sanat icra ediliyor. Benim uzun süre vakit geçirdiğim, tek tek her ürünü incelediğim ve fotoğraf video çektiğim atölye “Cam Göbeği Cam Atölyesi” oldu. Kesinlikle uğramanızı tavsiye ederim. Ürünler hem üretiliyor, hem de satılıyor. Suyun ateşle buluşması ve bir ustanın el maharetiyle şekilden şekle girmesi gerçekten büyüleyici bir manzara. Cam ustası dilerseniz kendi ürününüzü de yapmanıza yardımcı oluyor. Buradan kendi yaptığınız bir sanat eseriyle dönmek paha biçilmez bir keyif. Fiyatlar da el işçiliği olmasına rağmen oldukça uygun.

 

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Bozkır’da gondol keyfi… “Porsuk”

Porsuk Çayı‘nın kent merkezine rastlayan bölgesine Adalar deniliyor. Şair Fuzuli Caddesi, Atatürk Caddesi ve Porsuk Çayı arasında bulunan bölgenin tamamı eski dönemlerde şehrin tanınmış ailelerinden birine ait olduğundan, “Yalaman Adası” olarak biliniyor. Tıpkı Odunpazarı sokaklarında olduğu gibi burada da mutluluğun resmini görmek mümkün. Çünkü şehrin ortasından akan su üzerinizdeki bütün negatif elektriği alıyor. Porsuk Çayının çevresinde kendinizi Amsterdam’da veya gondollarında gezerken Venedik kanallarında gibi hissedebilirsiniz. Eskişehir’in cazibe merkezi olan Porsuk ve Adalar çevresi karış karış gezmelik. Çayın her iki tarafı kafeler, restoranlar ve kitapevleri ile dolu. Çayın üstünden geçen köprülerinden bir o yana bir bu yana gezdim durdum. Suyun kenarındaki banklara oturup suyu izledim. Kafelerinde dinlendim, restoranlarında yemek yedim. Çoğu zaman bir Avrupa başkentinin en önemli bölgesi sayılabilecek nitelikte ve büyüklükte olan bu bölgede yapılacaklar bitmiyordu. Üniversite şehri olmasının getirdiği genç nüfus şehre büyük enerji katıyor. Özgürce gezip sokakların ve caddelerin tadını çıkaran gençler çimenlerde keyif yapıyor, kimisi ders çalışıyor, kimisi enstrümanını almış müzik yapıyor. Hayat, günün her saati aynı enerjide akıyor. Burada dışarı çıkmanın saati yok. Gece yarısı bile olsa korkmadan çıkıp yürüyüp, karnınızı doyurabileceğiniz mekânlar var. Porsuk çevresinde yine aynı özelliklere sahip işlek ve önemli caddeler bulunuyor. Hamam Yolu Caddesi, İsmet İnönü Caddesi (Doktorlar Caddesi) İki Eylül Caddesi’de mutlaka gezilmesi gereken şehrin nabzının attığı caddelerden. Köprübaşı ise tüm bu caddelerin kesiştiği merkez nokta. Yine nehrin yanı başında lületaşının işlendiği ve satıldığı dükkânların bulunduğu Çukur Çarşı’da gezebilir nehrin kenarında çay molası verebilirsiniz. Bölgede üç adet önemli AVM bulunuyor. Espark, Neoplus ve Özdilek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Müzeler ve Sanat Merkezleri

Eskişehir’de gezilip görülmesi gereken yerler o kadar çok ki, tüm bunları iki güne sığdırmak elbetteki mümkün değil.  Bütün müzeleri gezmeye kalksanız en azından bir haftanızı sadece buna ayırmanız gerekebilir. Daha önceki iş seyahatimde geldiğimde müzeleri Anadolu Üniversitesi Eski Rektörü, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ile birlikte gezme şansım olmuştu. Büyükerşen, belki de dünyanın en mütevazı ve en sevilen belediye başkanı olma özelliğine sahip. Üzerindeki beyaz keten takım elbisesi, kafasında kasketi ile bizzat kendisi eşlik etmişti gezimize. Sokakta genç yaşlı herkesin selam verip tokalaştığı hatta sarılabildiği, korumasız ve arabasız gezen bir belediye başkanına rastlamak ülkemizde maalesef sık görülen bir durum değil. Bu sebeple kendisinin bende özel bir yeri vardır. Özellikle Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi Londra’da bulunan Madam Tussauds Müzesinin benzeri olarak dünya müzeleri arasında yer almaktadır. Büyükerşen’in yaptığı 160’dan fazla eser bulunuyor. Dünyadan ve Türkiye’den çok önemli ve tarihi kişiliklerin, sanatçıların, sporcuların, gazeteci ve yazarların yanı sıra en önemlisi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve ailesinin çeşitli dönemlerini birebir yansıtan heykelleri tek kelimeyle tüyler ürpertici. Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Arkeoloji Müzesi, A. Ü. Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Çağdaş Sanatlar Müzesi, Lületaşı Müzesi, Karikatür Müzesi, Hava Müzesi, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Yunus emre Kültür Merkezi ve Devrim Arabası mutlaka gezip görülmesi gereken yerler arasında.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Sazova Parkı & Bilim Sanat ve Kültür Parkı

Park, yaklaşık 400 bin metrekarelik alanı ile Eskişehir’in en büyük parkı olma özelliğini taşıyor. Park alanı içinde çeşitli su sporlarının yapılabildiği gölet, restoranlar, 1200 kişilik açık hava ve konser alanı, amfi tiyatro, bire bir ölçülerde korsan müze gemi, masal kahramalarından oluşan oyun grupları, su altı parkı, engelli çocuklar için oyun alanı, Türkiye’de bir ilk olan Uzay Evi,  Bilim Deney Merkezi ve Masal Şatosu ile Japonya Büyükelçiliği işbirliği ile yapılan Japon Parkı bulunuyor.

Masal Şatosu, Türkiye’de bulunan en önemli kule ve tarihi yapılardan izler taşıyor. İstanbul’daki Galata Kulesi ve Antalya’daki ünlü Yivli Minare, Masal Şatosu’nun mimarisine ilham veren yapılardan bazıları. İçerisinde özel rehberli turların yapıldığı alanlar ile ücretsiz gezilebilecek seyir terası, hediyelik eşya dükkanları, Sihirli Elma adında bir kafe restoran ve özel dekorların bulunduğu çeşitli alanlar bulunuyor.

Bilim Deney Merkezi, Sazova’ya ismini veren en önemli bölümlerden biri. Çocukları küçük yaşlardan itibaren bilimle tanıştıran bu tesiste önemli deneyler ve gösteriler yapılıyor.

Uzay Evi, Bilim ve Deney Merkezine bağlı Sabancı sponsorluğunda yapılmış bir tesis. Beni en çok heyecanlandıran yerlerden biri oldu. Teknolojik donanımı Sabancı Vakfı tarafından karşılanan uzay evinin 14 metre iç çapında ve 180° x 360° ebatlarında tam kubbe şekline dayalı bir tasarımı ve 96 kişilik kapasitesi bulunuyor. Türkiye’deki en büyük ve son teknolojinin kullanıldığı uzay evi olmanın yanı sıra dünyadaki diğer uzay evleri ile de eşdeğer özelliklere sahip. İnteraktif sunumlar ve show gösterimleri yapılan Sabancı Uzay Evi’nde balıkgözü lensler ile donatılan ve 16 mega piksellik bir görüntü elde edilen iki ayrı yüksek çözünürlükte projeksiyon bulunuyor. Gösterimler bilimsel gözlem, veri ve modellere dayanan 360 derecelik tam kubbede yapılıp, izleyicilerine evrene, uzaya, galaksilere, yıldızlara dünya ve gezegenlere canlı bir seyahat deneyimi yaşatıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’de hayata geçirdiği örnek belediyecilik uygulamalarından sadece biri olan uzay evi, büyük ilgi ve beğeni topluyor. Büyükşehir belediyesi Sabancı Uzay Evi’nde, uzayın büyülü ve bir o kadar da ilginç dünyası, NASA, Avrupa uzay ajansı gibi uluslararası kurumlardan eş zamanlı olarak aldığı görüntü ve bilgiler, son teknoloji ürünü görüntü ve ses sistemleri aracılığıyla adeta uzayda seyahat ediliyormuş hissi yaratılarak sunuluyor. Yaklaşık 40 dakika süren uzay yolculuğu seyrinde galaksilere hiç bu kadar yaklaşabileceğimi düşünemezdim. Hiç bitmesin istedim, o derece. Uzay Evi’nde evrene dair teori ve öngörüleriyle insanlık tarihinin en önemli bilim insanlarından olan Albert Einstein ile Stephan Hawking’in balmumu heykelleri de yer alıyor. Ne yapıp edip mutlaka gidin görün.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat,“Sana bir tepeden baktım Eskişehir…”

Şelale Park

Burası şehrin en görkemli tepesi. Bütün Eskişehir ayaklarınızın altında. Manzara eşliğinde çayınızı içip kafe ve restoranlarında gözleme yiyebilirsiniz. Manzaranın dışında parkta bulunan alan içerisinde yapay şelale, yel değirmeni, Don Kişot ve Sanço Panço heykelleri bulunuyor. Eskişehir’e bir de bu tepeden bakmadan dönmeyin…

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 


Eskişehir, Odunpazarı, Atlıhan, ismet İnönü caddesi, doktorlar caddesi, senna city, senna sity hotel, Odunpazarı evleri, eski Odunpazarı evleri, lüle taşı, cam göbeği, cam atölyesi, Eskişehir el sanatları, kurşunlu külliyesi, kurşunlu camisi, tepebaşı, körübaşı, Eskişehir tramvay hattı, porsuk, porsuk çayı, porsuk nehri, porsuk kenarı, Anadolu üniversitesi, Osmangazi üniversitesi, eskişehirde yaşam, odunpazarında yaşam, balaban köftesi, çi börek,çiğ börek, kırım evi, kırım tatar çi börek evi, hafız Ahmet efendi konağı, Yılmaz Büyükerşen, balmumu müzesi, cam sanatı müzesi, gondol turu, porsukta gondol, met helvası, tuğralı konak, ankara pidecesi, eskişehirde ne yenir, eskişehirde nerede kalınır, Eskişehir gezi notları, Eskişehir gezi yazısı, Eskişehir belediyesi, Odunpazarı belediyesi, hamam yolu, eskişehirde otel, eskişehirde konaklama, Eskişehir seyahat, Konaklama için doğru tercih Senna City Hotel

Eskişehir gezimin en keyifli yanlarından biri de konaklama için tercihimi Senna City Hotel’den yana yapmak oldu. Senna City Hotel, şehrin merkezinde çarşıda bulunuyor. Porsuk Bulvarı üzerinde, gondol biniş noktasının başladığı yerde, Porsuk çayına nazır bir konumda. Kapısından çıkar çıkmaz, kafelerin, marketlerin, kitap evlerinin, banka atm’lerinin arasında buldum kendimi. Sanki otelde değil de evimin olduğu mahallede gibi hissettim. Yabancısı olduğunuz bir şehri sevmek başka, sevmeye etken kendinizi evinizde hissetme sebepleriniz çok başkadır. Yıllardır birçok ülke ve şehirde otellerde konaklamış biri olarak söyleyebilirim ki, verilen hizmetten de önce; güven, samimiyet ve huzur bulmak gerekir bu aidiyet için. Otelin kapısından girdiğiniz andan itibaren dışarıdaki şehir ve insan kalabalığı yerini acilen sessizliğe ve huzura bırakıyor. Personelin kalifiye ve güler yüzlü olması ise insani ilişkiler noktasında hızlı ve mutlu iletişim sonucunu doğuruyor.

Sabahın kör vaktinde chek-in saatinden önce otele giriş yapmama rağmen resepsiyon sorumlusu Mine Hanım ve Zübeyde Hanım beni kahvaltı salonuna alıp ivedilikle odamın hazırlanmasını sağladılar. Abartısız ama taze ürünlerin sunulduğu butik kahvaltımın şairin de dediği gibi, elbette ki mutlulukla bir ilgisi vardı. Odama yerleşmeden yorgunluğumu atıp, karnımı doyurup, çay keyfimi yapmıştım bile. Vakit kaybetmeden odama yerleşip şehri gezmek için hazırlıklarımı yaptım.

Otelin manzarası kuşbakışı Porsuk Çayı’nı görüyor. Ferforjelerle süslü pencere önüne dekore edilmiş koltuklarda kahve içip Porsuk çayını, gondollarıyla Venedik, bisikletlileri ile Amsterdam’ı andıran manzarasını izleyebiliyorsunuz. Odalar rahatlıkla hareket edilebilecek büyüklükte. Birçok lüks otelde camlar açılmayacak şekilde ayarlanmışken burada pencerenizi istediğiniz gibi açıp odanızı havalandırabiliyorsunuz. Televizyon, klima, çalışma masası, mini bar, çay kahve seti ve banyo gereçleri gibi olması gereken bütün ihtiyaçlar zaten mevcut. Yine birçok otelde olmayan klozet musluğundan gelen sıcak su özelliği önemli bir ayrıntı.

Senna City Hotel aynı zamanda Tripadvisor Mükemmellik Sertifikasına ve Eskişehir’in ilk doğa dostu yeşil oteli olma unvanına sahip. Bu sertifikanın zorunluluklarını yerine getirerek, doğal kaynakların korunması, su tasarrufu, katı atık azaltımı, yenilenebilir enerji kullanımı, geri dönüşüm, çevre korumayla uyumlu politika ve düzenlemelerin varlığı, enerji verimliliği sayesinde çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunmaktadır.

Odalarda temizliğe çok dikkat ediliyor ihtiyaç halinde ve günlük düzenli halde bakım yapılıyor. Çocuklu aileler için de her ayrıntıyı düşünen işletme, rezervasyon aşamasında çocuklarınız ile ilgili vereceğiniz detayları dikkate alarak siz ve küçük misafirleriniz için özel yataklardan başlayıp, sürpriz ikramlar, keyifli kahvaltı sunumu(bebek mamaları vb.),çocuk oyun alanı, mama sandalyeleri gibi çocuklarınızın mutlu ayrılmasına yardımcı olacak keyifli konaklama imkânları sunuyor. İş seyahatlerinizde toplantı gerektiren durumlarda kullanabileceğiniz toplantı odaları da mevcut.

Ayrıca güzel havalarda şehir merkezini gezebilmeniz için otelin özel bisikletlerini kullanabilir, rahatlıkla şehri turlayabilirsiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


eskişehirde iki gün (7)Eskişehir’de gece Neyzen’de biter…

“Hep Yeni Kal Eskişehir”

Bu kadar yeri iki günde gezmek yorucu olsa da bir o kadar keyifliydi. Vaktim kalırsa diye düşünerek Eskişehir’de gece yaşamını en sona bıraktım. İsmet İnönü Caddesinin arka tarafında kalan, Hoşnudiye mahallesinde bulunan ve Barlar Sokağı olarak bilinen caddenin asıl ismi Neyzen Tevfik caddesi olarak geçiyor. 🙂 Her tarza hitap edecek mekan bulmak kolay. Sadece barlar yok tabi, meyhaneler, fasıllı meyhaneler, clublar her kesime ve her keseye hitap ediyor, tabi bunun yanında geceyi bitirenler için hamburgerciler, tostçular, midyeciler de hazır bulunuyor  🙂 Caddede üç tur attıktan sonra kendimi keyifli bir meyhanede buldum. İçeri girince adını fark ettim. Sokağın ismi ile adaş “Neyzen Meyhane” Dış kısımdaki alanında sanki sadece bana ayrılmış gibi duran tek kişilik masaya oturdum. Bir duble rakı, bir dilim peyaz peynir ve iki de meze söyledim. Yanında da mis gibi közde kızartılmış ekmek getirdiler. Haydari ve yoğurtlu patlıcan harikaydı. Sanırım iki sepet ekmek yedim. 🙂 Eskişehir’de şimdilik son gecemdi. Etraftaki masaların neşeli seslerinin yanı sıra çok güzel şarkılar da keyifli bir gürültü yapıyordu. Kadehimin sonuna geldiğimde mekanda müşterilerin azaldığını, kalanların da muhabbetin belini kırdığını fark ettim. Hesabı istediğimde ikram olarak gelen mis gibi kahvemi içip otelimin yolunu tuttum. İlk baharın ilk günlerindeki tatlı hava Eskişehir gecelerinde kendisini ayaza bırakıyordu. Yine de serin ama temiz havayı içime soluyarak Porsuk’un kenarından usul adımlarla yürüdüm.  Gecenin anlam ve önemine binaen yazılmışcasına masadaki servis kağıdında yazılı olan şiir çok da güzel final oldu…

IMG_8217